son.10 yazı
en çok.okunanlar
bağlantılar
link değişimi için bana ulaşınanket
Bu aralar okuduğum kitap; Dava, yazarı Franz Kafka...
edebiyat sözcüğüne uygun sonuçlar:
Masalsı Gerçekliğin Romanı: Yüzyıllık Yalnızlık
yorum yapılmamış
Gabriel García Márquez'i ilk kez okuma fırsatını buldum Yüzyıllık Yalnızlık'ta. İlk kez okumalar beni hep heyecanlandırır; yeni yazarlar, yeni içerikler ve daha bir sürü sebepten dolayı... Belki de bu sebepler Márquez'in edebiyat dünyasındaki kendini kanıtlamışlığına paralel olarak onu keşfetme isteğimi de kamçıladı diyebilirim. Ancak bu kanıtlamışlık tehlikeli bir sonucu da beraberinde getirir: Popülerite... Ben de bu sözcükten itina ile uzak durur ve korkarım da. Popüler olandan uzak durmak gibi bir eğilimim olmuştur her daim. Esasında bu şaheser herkesin ağzında sakız olmuş bir kitap olmasına rağmen, ismi bilinen ve "güzel" olduğundan sadece bahsedilen bir kitap olduğunu gözlemlemek hiç de zor değildir Yüzyıllık Yalnızlık'ın. Demek istediğim kitabın okuyanı çok azdır.
etiketler:
yüzyillikyalnizlik,
gabrielgarciamarquez,
kitap,
roman,
masal,
edebiyat,
deneme,
elestiri
devamı >>
İhsan Oktay Anar Sempozyumu Günlüğü
2 yorum
Daha ilk duyduğum andan beri tek bir ayrıntısını dahi kaçırmamacasına hazırlandığım İhsan Oktay Anar Sempozyumu 25 nisan cumartesi günü Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kampüsü'nde "tarih kadar hayal, rüya kadar gerçek" bir atmosferde gerçekleştirildi. Edebiyat dünyasına beş muhteşem yapıt kazandırmış olan bir yazarı çevrenizdeki insanlar pek bilmiyorsa siz de o yazarı kendinize özel sanırsınız ve bu durum sizi tarif edilmesi zor duyguların içerisinde bırakabilir. Onu eşsiz hayal dünyanızın bir ürünü olarak düşlememeniz için de bir sebep kalmaz. Zira onu sadece resimlerde görmüş olmak onun bir hayalden ibaret olma ihtimalini de kuvvetlendirir. Sunucunun açılışta "Sayın Anar geleceğinizi biliyordum" diyerek yaptığı şakaya "arkaya dönme" yanıtı vermek ise istem dışı bir hareketten ibaret olabilir ancak. Bu hissiyatın, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir çeşit hezeyan olduğunu tam da böyle bir etkinlikte fark edersiniz.
etiketler:
ihsanoktayanar,
sempozyum,
puslukitalaratlasi,
suskunlar,
kitabülhiyel,
amat,
efrasiyabinhikayeleri,
uzunihsanefendi,
edebiyat,
günlük
devamı >>
Devinim ve Yenilik
yorum yapılmamış
Varlığından bile bihaber, yalnızlığı algılayamayacak kadar aciz, bir ağacın toprağın altında kalan kısmını rahatsız etmekle meşguldü, kıpırdayamadan duruyordu orada. Havaya dahi ihtiyacı olmasa gerek eski neşesinden uzak kasvetli gökyüzüne meydan okuyabiliyordu. Zaman güneşin kavurucu sıcaklığından yağmurun serin dokunuşuna doğru ilerliyordu. Birlikte yaşamaya çalıştığı kökün sahibi ağaç ise farkındaymış gibi olan bitenin, ağlamaklı olmuştu. Ancak bu, hüznü içermiyordu, sadece ve sadece zamanın akışına bir ayak uydurmaydı.
etiketler:
yenilik,
bahar,
günes,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Hevesli ve Bir Aşık
yorum yapılmamış
Tek başına yaşamakta kendine ayrılmış mütevazı köşesinde, üstelik hastane-kampüs karışımı bir havanın yıllarca önce kondurulmuş yorgun bir binasının dibinde, fonda koyu yeşil boyası dökülmüş, yer yer çatlaklar içeren bir duvar. Tecrübesizliğinin gafletine düşüp pespembe çiçeklerini mart ayının aldatan güneşiyle pay eder her sene. Mart güneşi onu aldatır ama o hiç esirgemez gülen yüzünü. Zaten kaç yaşındadır ki... Beş, bilemedin altı senedir oracıkta ikamet etmekte.
etiketler:
bahar,
aziznesin,
siir,
badem,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Yazmak Üzerine
yorum yapılmamış
Beyinleri uyuşturan kaosu ve yanında getirdiği düşünsel zaafiyeti kenardan izlemek istiyorum bir an, yapmacık heyecanlı yaşamların sığlığına bir yabancı gözüyle bakabilmek. Belli ki aradığım bir şeyler var, mutluluk olabilir mi? Kenardaki "ben", mutluluğu başarma hırsıyla elde edilmiş bir sevinçte aramak yerine, sessizlikte ve yalnızlıkta arıyorum, düşünerek ve yazarak. Düşünmek için mi kenara çekildim ben şimdi yani? Yalnızlık gerekli mi bunun için ya da burada gerçekten yalnız olduğumu düşünerek aptallık mı ediyorum? Her şey bir yana kargaşaya teslim ettiğim "ben"i yönetebiliyorum kenardan.
etiketler:
yalnızlık,
düsünmek,
kafka,
dostoyevski,
ask,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Bataille'in Yeni Ahlakı
yorum yapılmamış
Edebiyatta kötülüğü merkez alan bir anlayışla kitaplarını yazan Georges Bataille'e göre kötülük, hayatın en temel gerçeklerinden biridir. Çünkü kötülük bir ahlak yoksunluğu veya eksikliği değil tam tersine belki de yepyeni bir ahlak anlayışıdır. Bu durumda ahlak, yasakları aşmanın bir yoludur Bataille'e göre ve gerçek özgürlük yaşamı kışkırtmaktan geçer. Böylece yeniden yaratılan değerler sayesinde gidilebilecek en uzak yere gidilmiş olur. Sonuç olarak da boyun eğmekten uzak durulmuş olur. Tüm bunlar için kötülüğün uygulanmasında yine de cesaret gereklidir. Edebiyat bu iş için aracı görevi yapar Bataille'in yazdıklarında. Edebiyatını kötülükle besler ve kendince anlam katar ona.
etiketler:
bataille,
edebiyat,
kötülük,
ahlak,
nietzsche,
deneme,
elestiri
devamı >>
Yarınlara Bırakmadan Önce
yorum yapılmamış
Yazdığı tüm yazıları sevgili arkadaşı Max Brod'a emanet ederken vasiyetini de söylemiş ona Franz Kafka; her hangi bir şekilde yayınlanmasını istememiş yazdıklarının. Yazdığı onca hikayeyi, romanı, makaleyi sadece kendine yazacak kadar bencil ve bir o kadar da umutsuz. Ama belli ki Kafka artık vazgeçmiş yaşamından, ruhunun yıprandığını, toplum tarafından yıpratıldığını kabullenmek zorunda kalmış ve en nihayetinde bir böcek gibi hissetmiş kendini. Oysa yazmak zaten biraz da içtekileri paylaşmanın bir yolu değil midir, sıradan olmayan bir kağıt müsveddesiyle... Belki de Kafka isteyerek bu yolu seçmişti, bilinmez. Oysa ki bizler ne yazıyoruz ne de konuşuyoruz. Sevgileri yarınlara bırakıyoruz, bitmeyen işleri bahane ederek. Behçet Necatigil ne de güzel söylemiş Sevgilerde adlı şiirinde...
etiketler:
maxbrod,
kafka,
sevgi,
behçetnecatigil,
siir,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Yayıncılığın Sorunları Ve Çözüm Önerileri
yorum yapılmamış
Son zamanlarda etkilerini apaçık göstermekte olan küresel mali krizin, -her ne kadar aksi iddia edilse de- en fazla gelişmekte olan(!) ekonomilere sahip ülkeleri etkilediği ortada. Bu etkilenmeden payını hemen her sektör kendince yaşamakta. Yayıncılık sektörü -ki aslında devlet tarafından bir sektör olarak tanımlanmıyor veya tanımlanamıyor- de bunlardan biri şüphesiz. Yayıncılık dünyasının da bu krizden etkilendiğini görebilmek adına son bir kaç dergiye, gazete ekine ve yayıncı kurumlardan gelen açıklama niteliğindeki yazılara bakmak yeterli. Öyle ki ilk başlarda mali krizin olası etkilerine kayıtsız kalan yayıncılar ve yazarlar da artık durumun ciddi anlamda farkındalar ve bu durum daha geniş kitlelerde gündem konusu haline gelmiş durumda.
etiketler:
kitap,
dergi,
okuma,
yayin,
ekonomikkriz,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Eskide Kalan
1 yorum
Karmaşık şehir hayatı ve bu karmaşada sürüp giden, gitmeye çalışan bir ders döneminin ardından gelen yaz tatili bir fırsattır beni ben yapan, memleketim ve aynı zamanda evim olan, sevdiklerimi barındıran güzel ilçem Görele'ye kavuşmak için. Ağaçların yeniden yeşermesidir, menekşelerin mor ışığını, kuşların sokakta top oynayan çocukların sesine karışan cıvıltısını tekrar yaşayabilmektir Görele. Eskilerden kalan bir kaç anıyı hüzünlenmeye değer bulmaktır. Kendini tek başına sahilde oturuken bulmaktır belki de. Ya da martıların denizle dansını, balıkçı teknelerinin silüetini kıskanmaktır akşamüstü alacakaranlığında.
etiketler:
görele,
memleket,
nostalji,
özlem,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Bembeyaz Bir Mutluluk
yorum yapılmamış
Bilinmeyen bir diyardan gelip yeryüzüne kavuşmakta kar taneleri, lapa lapa diye tabir edilen kıvamda ve beyazın simgelediği saflığı da beraberinde taşıyarak... Tertemiz çocukluğumuzu bize hatırlatıp tekrar çocuklaşmamıza neden olabilecek beyaz o beyazdır işte. Islanmış çorapların ve soğuktan morarmış parmak uçlarının çocuk ruhumuza verdiği sıcaklık hissine tekrardan ulaşabilme isteğini içimize aşılayan da odur.
etiketler:
kar,
çocukluk,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Susma Oku!
yorum yapılmamış
Kim vardıysa gözünün görebildiği, kulağının duyabildiği ve teninin hissedebildiği, herkes, ama herkes sustu... Tek bir kelime bile konuşmadan öylece oturunca onlar, o da sustu, susmak gereğini hissetti. Ufacık zihninde engel olamadığı kocaman düşüncelerini kendi yalnızlığında sindirdi istemeyerek. İstemeyerek, çünkü paylaşmak, açılmak istiyordu. Türlü düşüncelerle büyüdü zihni, bedeniyle birlikte. Bir odadan diğerine geçti büyüdükçe, farkında olarak ve isteyerek.
etiketler:
münzevi,
sakin,
edebiyat,
deneme
devamı >>
Hayat Denen Yapboz
yorum yapılmamış
Giden alıp başını gidiyor, arkasına bakmıyor bile. Bizse çaresiz haykırışlarda buluyoruz kendimizi. Gözlerden akan yaşlar kuruyup yok oluyor acıların ateşinde. Ama yüreklerdeki yaralar kapanmıyor, her an bir eksiklik duygusu, her an bir hüzün.
etiketler:
ölüm,
hüzün,
günlük,
edebiyat,
deneme
devamı >>
<< anasayfaya git
Gabriel García Márquez'i ilk kez okuma fırsatını buldum Yüzyıllık Yalnızlık'ta. İlk kez okumalar beni hep heyecanlandırır; yeni yazarlar, yeni içerikler ve daha bir sürü sebepten dolayı... Belki de bu sebepler Márquez'in edebiyat dünyasındaki kendini kanıtlamışlığına paralel olarak onu keşfetme isteğimi de kamçıladı diyebilirim. Ancak bu kanıtlamışlık tehlikeli bir sonucu da beraberinde getirir: Popülerite... Ben de bu sözcükten itina ile uzak durur ve korkarım da. Popüler olandan uzak durmak gibi bir eğilimim olmuştur her daim. Esasında bu şaheser herkesin ağzında sakız olmuş bir kitap olmasına rağmen, ismi bilinen ve "güzel" olduğundan sadece bahsedilen bir kitap olduğunu gözlemlemek hiç de zor değildir Yüzyıllık Yalnızlık'ın. Demek istediğim kitabın okuyanı çok azdır.
devamı >>
Daha ilk duyduğum andan beri tek bir ayrıntısını dahi kaçırmamacasına hazırlandığım İhsan Oktay Anar Sempozyumu 25 nisan cumartesi günü Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kampüsü'nde "tarih kadar hayal, rüya kadar gerçek" bir atmosferde gerçekleştirildi. Edebiyat dünyasına beş muhteşem yapıt kazandırmış olan bir yazarı çevrenizdeki insanlar pek bilmiyorsa siz de o yazarı kendinize özel sanırsınız ve bu durum sizi tarif edilmesi zor duyguların içerisinde bırakabilir. Onu eşsiz hayal dünyanızın bir ürünü olarak düşlememeniz için de bir sebep kalmaz. Zira onu sadece resimlerde görmüş olmak onun bir hayalden ibaret olma ihtimalini de kuvvetlendirir. Sunucunun açılışta "Sayın Anar geleceğinizi biliyordum" diyerek yaptığı şakaya "arkaya dönme" yanıtı vermek ise istem dışı bir hareketten ibaret olabilir ancak. Bu hissiyatın, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir çeşit hezeyan olduğunu tam da böyle bir etkinlikte fark edersiniz.
devamı >>
Varlığından bile bihaber, yalnızlığı algılayamayacak kadar aciz, bir ağacın toprağın altında kalan kısmını rahatsız etmekle meşguldü, kıpırdayamadan duruyordu orada. Havaya dahi ihtiyacı olmasa gerek eski neşesinden uzak kasvetli gökyüzüne meydan okuyabiliyordu. Zaman güneşin kavurucu sıcaklığından yağmurun serin dokunuşuna doğru ilerliyordu. Birlikte yaşamaya çalıştığı kökün sahibi ağaç ise farkındaymış gibi olan bitenin, ağlamaklı olmuştu. Ancak bu, hüznü içermiyordu, sadece ve sadece zamanın akışına bir ayak uydurmaydı.
devamı >>
Tek başına yaşamakta kendine ayrılmış mütevazı köşesinde, üstelik hastane-kampüs karışımı bir havanın yıllarca önce kondurulmuş yorgun bir binasının dibinde, fonda koyu yeşil boyası dökülmüş, yer yer çatlaklar içeren bir duvar. Tecrübesizliğinin gafletine düşüp pespembe çiçeklerini mart ayının aldatan güneşiyle pay eder her sene. Mart güneşi onu aldatır ama o hiç esirgemez gülen yüzünü. Zaten kaç yaşındadır ki... Beş, bilemedin altı senedir oracıkta ikamet etmekte.
devamı >>
Beyinleri uyuşturan kaosu ve yanında getirdiği düşünsel zaafiyeti kenardan izlemek istiyorum bir an, yapmacık heyecanlı yaşamların sığlığına bir yabancı gözüyle bakabilmek. Belli ki aradığım bir şeyler var, mutluluk olabilir mi? Kenardaki "ben", mutluluğu başarma hırsıyla elde edilmiş bir sevinçte aramak yerine, sessizlikte ve yalnızlıkta arıyorum, düşünerek ve yazarak. Düşünmek için mi kenara çekildim ben şimdi yani? Yalnızlık gerekli mi bunun için ya da burada gerçekten yalnız olduğumu düşünerek aptallık mı ediyorum? Her şey bir yana kargaşaya teslim ettiğim "ben"i yönetebiliyorum kenardan.
devamı >>
Edebiyatta kötülüğü merkez alan bir anlayışla kitaplarını yazan Georges Bataille'e göre kötülük, hayatın en temel gerçeklerinden biridir. Çünkü kötülük bir ahlak yoksunluğu veya eksikliği değil tam tersine belki de yepyeni bir ahlak anlayışıdır. Bu durumda ahlak, yasakları aşmanın bir yoludur Bataille'e göre ve gerçek özgürlük yaşamı kışkırtmaktan geçer. Böylece yeniden yaratılan değerler sayesinde gidilebilecek en uzak yere gidilmiş olur. Sonuç olarak da boyun eğmekten uzak durulmuş olur. Tüm bunlar için kötülüğün uygulanmasında yine de cesaret gereklidir. Edebiyat bu iş için aracı görevi yapar Bataille'in yazdıklarında. Edebiyatını kötülükle besler ve kendince anlam katar ona.
devamı >>
Yazdığı tüm yazıları sevgili arkadaşı Max Brod'a emanet ederken vasiyetini de söylemiş ona Franz Kafka; her hangi bir şekilde yayınlanmasını istememiş yazdıklarının. Yazdığı onca hikayeyi, romanı, makaleyi sadece kendine yazacak kadar bencil ve bir o kadar da umutsuz. Ama belli ki Kafka artık vazgeçmiş yaşamından, ruhunun yıprandığını, toplum tarafından yıpratıldığını kabullenmek zorunda kalmış ve en nihayetinde bir böcek gibi hissetmiş kendini. Oysa yazmak zaten biraz da içtekileri paylaşmanın bir yolu değil midir, sıradan olmayan bir kağıt müsveddesiyle... Belki de Kafka isteyerek bu yolu seçmişti, bilinmez. Oysa ki bizler ne yazıyoruz ne de konuşuyoruz. Sevgileri yarınlara bırakıyoruz, bitmeyen işleri bahane ederek. Behçet Necatigil ne de güzel söylemiş Sevgilerde adlı şiirinde...
devamı >>
Son zamanlarda etkilerini apaçık göstermekte olan küresel mali krizin, -her ne kadar aksi iddia edilse de- en fazla gelişmekte olan(!) ekonomilere sahip ülkeleri etkilediği ortada. Bu etkilenmeden payını hemen her sektör kendince yaşamakta. Yayıncılık sektörü -ki aslında devlet tarafından bir sektör olarak tanımlanmıyor veya tanımlanamıyor- de bunlardan biri şüphesiz. Yayıncılık dünyasının da bu krizden etkilendiğini görebilmek adına son bir kaç dergiye, gazete ekine ve yayıncı kurumlardan gelen açıklama niteliğindeki yazılara bakmak yeterli. Öyle ki ilk başlarda mali krizin olası etkilerine kayıtsız kalan yayıncılar ve yazarlar da artık durumun ciddi anlamda farkındalar ve bu durum daha geniş kitlelerde gündem konusu haline gelmiş durumda.
devamı >>
Karmaşık şehir hayatı ve bu karmaşada sürüp giden, gitmeye çalışan bir ders döneminin ardından gelen yaz tatili bir fırsattır beni ben yapan, memleketim ve aynı zamanda evim olan, sevdiklerimi barındıran güzel ilçem Görele'ye kavuşmak için. Ağaçların yeniden yeşermesidir, menekşelerin mor ışığını, kuşların sokakta top oynayan çocukların sesine karışan cıvıltısını tekrar yaşayabilmektir Görele. Eskilerden kalan bir kaç anıyı hüzünlenmeye değer bulmaktır. Kendini tek başına sahilde oturuken bulmaktır belki de. Ya da martıların denizle dansını, balıkçı teknelerinin silüetini kıskanmaktır akşamüstü alacakaranlığında.
devamı >>
Bilinmeyen bir diyardan gelip yeryüzüne kavuşmakta kar taneleri, lapa lapa diye tabir edilen kıvamda ve beyazın simgelediği saflığı da beraberinde taşıyarak... Tertemiz çocukluğumuzu bize hatırlatıp tekrar çocuklaşmamıza neden olabilecek beyaz o beyazdır işte. Islanmış çorapların ve soğuktan morarmış parmak uçlarının çocuk ruhumuza verdiği sıcaklık hissine tekrardan ulaşabilme isteğini içimize aşılayan da odur.
devamı >>
Kim vardıysa gözünün görebildiği, kulağının duyabildiği ve teninin hissedebildiği, herkes, ama herkes sustu... Tek bir kelime bile konuşmadan öylece oturunca onlar, o da sustu, susmak gereğini hissetti. Ufacık zihninde engel olamadığı kocaman düşüncelerini kendi yalnızlığında sindirdi istemeyerek. İstemeyerek, çünkü paylaşmak, açılmak istiyordu. Türlü düşüncelerle büyüdü zihni, bedeniyle birlikte. Bir odadan diğerine geçti büyüdükçe, farkında olarak ve isteyerek.
devamı >>
Giden alıp başını gidiyor, arkasına bakmıyor bile. Bizse çaresiz haykırışlarda buluyoruz kendimizi. Gözlerden akan yaşlar kuruyup yok oluyor acıların ateşinde. Ama yüreklerdeki yaralar kapanmıyor, her an bir eksiklik duygusu, her an bir hüzün.
devamı >>