son.10 yazı
en çok.okunanlar
bağlantılar
link değişimi için bana ulaşınanket
Bu aralar okuduğum kitap; Anlatmak İçin Yaşamak, yazarı Gabriel García Márquez...
Yaklaşık üç buçuk yıl önce başlayan bir macera burada noktalandı. İçinden bu kadar kısa ve öz bir cümleyle çıkmanın aslında hiç de kolay olmadığı bir ev arkadaşlığı macerasıdır bahsettiğim; üniversite yıllarında geçen ve sadece biz üçümüzün değil belki de onlarca kişinin üzerinde unutulmayacak izler bırakan. Hem hangimiz bilebilirdik ki yer yatağından çekyata doğru giderek yükselen ekonomi grafiğimizin gün gelip de bizi ayıran şey olacağını.
devamı >>
Her gün kırk türlü insan görünce blog yazmak daha kolay. O kadar çok malzeme var ki yetenekli biri olsa bir aylık maceradan sonra kitap yazar. Başlayalım hastane hallerine öyleyse.
devamı >>
Roland Garros 2011'i biraz takip edebildim. Özellikle Nadal'ın maçlarının olduğu günler nöbet ertesiydim ki çok güzel oldu. İnternetten ücretsiz yayın yapan eli ayağı düzgün bi' kanal bulamadığımdan maçları TRT'nin sitesinden TRT3 üzerinden izledim, meğer final maçı TRT HD'den de yayınlanmış. Ben ise TRT3'ün yayınında topu görebilmek için adeta akla karayı seçtim.
devamı >>
Çok uzun bir zaman olmuş ki yazmamışım buraya. Onca iş güç arasında nasıl yazsaydım deyip klişeciliğin gözüne vursam siz de bana okkalı bir sol kroşe geçirseniz ne hoş olurdu değil mi? Şaka bir yana, yoğun bir dönem geçirdim, devam da ediyorum, bu süreçte az-buçuk bi'şeyler yazabilirsem ne ala!
devamı >>
Uzun zamandır yazmamışım göründüğü kadarıyla, eksik kalmış buralar. Şimdi nöbetteyim, hazır iş güç yok, internet de var, bakayım dedim şöyle bir. Yağmurlar altında çırılçıplak, güneşin bağrında kazakla sanki. Öyle bir tanım işte bu, öylesine hatta.
devamı >>
Bittikten sonra başka bir eylem başlar. Örneğin yemek yedikten sonra sırada mayışmak olabilir veya işinize kaldığınız yerden devam etmek, uyandıktan sonra yüzünüzü yıkarsınız, okuduğunuz kitap bittiyse sıradaki için heyecanlanırsınız veya sevmemişsinizdir de derin bir oh çekersiniz. Ders bittiyse arkadaşlarınızla bir yere gidip çay-kahve-bira vb. içebilir veya eve gidip uyuyabilirsiniz, eğer dönem bittiyse tatile çıkarsınız, ailenizin yanına gidersiniz, ya da hiçbir şey yapmadan günlerinizi geçirirsiniz. Benim de bu dönemim bitti ve ne yapıyorum, gidiyorum; boşluğa.
devamı >>
Gabriel García Márquez'i ilk kez okuma fırsatını buldum Yüzyıllık Yalnızlık'ta. İlk kez okumalar beni hep heyecanlandırır; yeni yazarlar, yeni içerikler ve daha bir sürü sebepten dolayı... Belki de bu sebepler Márquez'in edebiyat dünyasındaki kendini kanıtlamışlığına paralel olarak onu keşfetme isteğimi de kamçıladı diyebilirim. Ancak bu kanıtlamışlık tehlikeli bir sonucu da beraberinde getirir: Popülarite... Ben de bu sözcükten itina ile uzak durur ve korkarım da. Popüler olandan uzak durmak gibi bir eğilimim olmuştur her daim. Esasında bu şaheser herkesin ağzında sakız olmuş bir kitap olmasına rağmen, ismi bilinen ve "güzel" olduğundan sadece bahsedilen bir kitap olduğunu gözlemlemek hiç de zor değildir Yüzyıllık Yalnızlık'ın. Demek istediğim kitabın okuyanı çok azdır.
devamı >>
Daha ilk duyduğum andan beri tek bir ayrıntısını dahi kaçırmamacasına hazırlandığım İhsan Oktay Anar Sempozyumu 25 nisan cumartesi günü Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kampüsü'nde "tarih kadar hayal, rüya kadar gerçek" bir atmosferde gerçekleştirildi. Edebiyat dünyasına beş muhteşem yapıt kazandırmış olan bir yazarı çevrenizdeki insanlar pek bilmiyorsa siz de o yazarı kendinize özel sanırsınız ve bu durum sizi tarif edilmesi zor duyguların içerisinde bırakabilir. Onu eşsiz hayal dünyanızın bir ürünü olarak düşlememeniz için de bir sebep kalmaz. Zira onu sadece resimlerde görmüş olmak onun bir hayalden ibaret olma ihtimalini de kuvvetlendirir. Sunucunun açılışta "Sayın Anar geleceğinizi biliyordum" diyerek yaptığı şakaya "arkaya dönme" yanıtı vermek ise istem dışı bir hareketten ibaret olabilir ancak. Bu hissiyatın, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir çeşit hezeyan olduğunu tam da böyle bir etkinlikte fark edersiniz.
devamı >>
10 Nisan 2009: Albümün gecikmesinden dolayı bugün özür dilemişler; buradan bakabilirsiniz.
Bir kaç haftadır Redd'in yeni albümünün çıkmasını bekliyorum. Bekleme süreci bir garip aslında. Şöyle ki; Redd yeni albümü hazırlamış, koymuş bir kenara, orada duruyor. Belki bir nedeni vardır demek istiyorum, yoksa dinleyenlerini bu kadar bekletmek hiç de hoş değil. Bana katılıyorsunuzdur herhalde.
devamı >>
[1] [2] [3] [4]