dahi bu DA neyin nesi!


Bu aralar okuduğum kitap; Dava, yazarı Franz Kafka...

Masalsı Gerçekliğin Romanı: Yüzyıllık Yalnızlık

Yazılma: 26 Mayıs 2009 | 0 yorum | yorum ekle

Gabriel García Márquez'i ilk kez okuma fırsatını buldum Yüzyıllık Yalnızlık'ta. İlk kez okumalar beni hep heyecanlandırır; yeni yazarlar, yeni içerikler ve daha bir sürü sebepten dolayı... Belki de bu sebepler Márquez'in edebiyat dünyasındaki kendini kanıtlamışlığına paralel olarak onu keşfetme isteğimi de kamçıladı diyebilirim. Ancak bu kanıtlamışlık tehlikeli bir sonucu da beraberinde getirir: Popülerite... Ben de bu sözcükten itina ile uzak durur ve korkarım da. Popüler olandan uzak durmak gibi bir eğilimim olmuştur her daim. Esasında bu şaheser herkesin ağzında sakız olmuş bir kitap olmasına rağmen, ismi bilinen ve "güzel" olduğundan sadece bahsedilen bir kitap olduğunu gözlemlemek hiç de zor değildir Yüzyıllık Yalnızlık'ın. Demek istediğim kitabın okuyanı çok azdır.

Yüzyıllık Yalnızlık

Günlerden bir gün aklıma düşmüş ve bir kitapçıda incelerken kalınlığından ziyade sayfalarındaki dolu dolu satırları görünce ürkmüştüm. Bu ürkeklik olacak ki kitap yaklaşık iki aydır elimde ve zor şer bitirebildim. Zor şer dediğime kanmayın hemen, öyle ki özellikle son iki günde son yüz elli küsür sayfasını getirmem, kitapta anlatılan hikayenin özünü kavrayabilmenin tam da bu sayfalara denk gelişinden olmalı. Ben bir kitabı veya yazarı okurken içerikten çok üslubuna, anlatım şekline dikkat ederim, hikayeye daha az odaklanırım, odaklanmaya çalışırım. Yüzyıllık Yalnızlık'ta da bu böyle oldu gerçekten. Ancak yine de hikayeyi göz ardı edemedim bir türlü, elimdeki Can Yayınları'na ait çevirisinde kitabın baş kısmına bir soy ağacı yerleştirmişler ki sormayın gitsin. Kitabı okuma sürecinde defaatle başa dönüp durdum, kafamdaki hercümerç içerisinde kayboldukça soy ağacına baktım, baktıkça hikayeyi düşledim, gözümün önünde canlandırdım ve gözümün önünde canlandırdıkça da soy ağacına tekrar dönüp baktım. Bu böylece sürüp gitti. Bu noktada içerikle ilgili söylemlerimi sınırlandırmak istiyorum. Zira anlatımından bahsetmek veya okurken anlatımından haz duymak bu kitabın okuma ve okutturma şartlarının en başında yer alır kanımca.

Gabriel Garcia Marquez

Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık'ta gerçek ile gerçek ötesini, fanteziyi sentezleyerek kendince bir gerçeklik yaratma peşindedir ve oluşturduğu bu kendi gerçekliği ne okuyucunun gerçekliğini delip geçer ne de fantastikliğinden bir şey kaybeder. Zaten Márquez de bunu kendisi dile getirir, "kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız" diyerek. Bu süreci işletmek adına çok güzel bir yönteme başvurur yazar; hikayenin ilerleyen bölümlerinde olacak olanları tek bir cümleyle bir hışımda okuyucuya sunar. Bu sayede okurun içerikten çok anlatıma odaklanmasına yardımcı olmakla birlikte olayların sıradanlığına inanmasına da katkıda bulunur. Kitabı okumaya başladığınızda olağan ile olağan dışının sınırlarında yürüyen hikayeyi içselleştirmekle beraber, ilerleyen bölümlerde karşınıza çıkan gerçeküstü bir durum karşısında afallamanız işten bile değildir. Ancak üslubu zihninizde olgunlaştırdıktan sonra böyle bir sıkıntı çekmezsiniz bahsettiğim sebeplerden dolayı. Ölüp ölüp tekrar dirilen insanlara, domuz kuyruklu çocuklara, yıllarca süren yağmurlara, unutkanlık hastalığına yakalanıp ineklerin dahi üzerine adını ve ne işe yaradığını yazanlara rastlamanız sizi şaşırtmaz ve daha nicesi... Okurken şaşırmadığımız bu şaşırtıcı durumlar anlatılırken inceden inceye bir de mizah bulursunuz satırların arasında.

Velhasıl, iki zıt oluşumu, gerçek ile gerçek dışıyı her ikisine olan inandırıcılığını da kaybettirmeden okuruna ulaştıran, şaşırtan kurgusu ve "büyüleyici" anlatımıyla Yüzyıllık Yalnızlık, tam da bitti derken roman ruhunu yeniden uyandıran ve ona can veren üslubuyla okunmasını özellikle tavsiye ettiğim nadir kitaplardandır artık.

etiketler: yüzyillikyalnizlik, gabrielgarciamarquez, kitap, roman, masal, edebiyat, deneme, elestiri

İLK YORUMU SEN EKLE

Rastgele Haber

- Eskide Kalan 07 Ocak 2009
- Bembeyaz Bir Mutluluk 29 Aralık 2008
- Susma Oku! 27 Aralık 2008
- Bayram Tatilim Hakkında 16 Aralık 2008
- Kitap Fuarı İzlenimlerim - İlk İki Gün 03 Kasım 2008

bu yazıya henüz yorum yapılmamış