son.10 yazı
en çok.okunanlar
bağlantılar
link değişimi için bana ulaşınanket
Bu aralar okuduğum kitap; Dava, yazarı Franz Kafka...
Ziyaret ettiğim bir web sitesinde "Rizede 150 Yıldır Snowboard Yapılıyor" başlığını görünce ilk başta şaka sanıp ciddiye almadım. Yazıyı okumaya başlayınca hiç de öyle olmadığını hatta öyle ki "keşke şaka olsaydı bu haber" diyeceğim bile geldi. Meğer memleketimin güzel insanları neler yapıyormuş da bizim haberimiz yokmuş ve taa kimlerden öğreniyoruz öyle olduğunu. Aslından Türkçe'ye çevrilmiş bu haber Jeremy Jones adında bir snowboard tukununa ait. Kendi bloguna yöneldiğimde resimlerle birlikte karşıma çıkıverdi yazı.
devamı >>
Fazıl Hüsnü Dağlarcayı 15 Ekim Çarşamba günü kaybettik Dağlarca, okuru hep heyecanlandıran, üretim temposuyla yadırgatan, özellikle 1950lelere kadar olan döneminde benzersiz bir mükemmeliyeti simgeleyen yapıtlarıyla daha yarım yüzyıl önce klasikleşmiş bir şairdi.
devamı >>
Özellikle biz erkekler nereden tişört alırsak alalım kurtulamıyoruz diğerlerinin üzerinde aynısını görmekten. Kıyafet konusu bizler için sorun olmaya başladığından bu yana sürekli yeni arayışlar içinde buluyoruz kendimizi. İşte internet mucizesi tam da bu sırada yetişiyor imdadımıza. Orada bir yerde bizler için çalışan birileri var ve bu birileri bir fikir geliştirerek tish-o'yu kurmuşlar.
devamı >>
Karadeniz deyince akla ilk gelenlerden biri de yaylalardır elbette. Doğanın bize sunduğu bu harikulâde manzarayı değerlendirip bir gezi düzenlemek, esasında Karadeniz insanının evvelden beri süregelen bir alışkanlığıdır. Yaz aylarında Karadeniz'in bunaltıcı sıcağından kaçıp bir nebze olsun rahatlamak isteyenler için yaylalar en ideal yerlerdir aslında. İmkânlar dahilinde yılda bir veya iki kez gidilen yeşilin envayi tonunun bulunduğu bu doğa harikaları son yıllarda Karadeniz'e diğer yerlerden gelenlerin de ilgisini çekmeye başladı. Şehir hayatının monotonluğuna ve ağır iş temposuna bir ara verip neden bir Karadeniz gezisi yapmayalım ki... Yurdumuzda binlerce güzelliği içinde barındıran fakat ne yazık ki unutulmuş o kadar yer var ki, buralar hiç de unutulmayı hak etmiyorlar. Bence bu güzelliğin tadını çıkarmakta fayda var. Bu nedenle ben de Karadeniz'deki yaylalardan biraz bahsedeceğim. Umarım hoşunuza gider.
devamı >>
Artık freelance website hazırlama işine soyunuyorum. Website yaptırmak isteyen varsa görüşebiliriz. Bir öğrenci olarak bu işten kendime bir kazanç sağlamak istiyorum. Fiyat konusunda da anlaşabiliriz. Bana iletişim bölümünden mesaj atmanız yeterli olacaktır
devamı >>
"...Çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı döveriz, eh masa ehhhh sen niye orada duruyorsun diye, masa orada durmasa çocuk kafasını çarpmayacak sanır ve büyüdükçe yaptığı her hatayı yükleyecek bir şey mutlaka bulur."
devamı >>
Son romanı Suskunlar ile bir yandan mûsikînin hoş nağmelerini terennüm ederken, diğer yandan tasavvufun gizil yelkenlerine tutunan İhsan Oktay Anar, bir kez daha arz-ı endam ediyor edebiyat dünyamıza.
Ördüğü zarif düşlerle hem bol kahkahalara vesile olup, hem de yazdıkları üzerine düşündürtmeyi başaran bir romancı olarak Anar, Türkçe edebiyatın nev'i şahsına münhasır isimlerinden biri olduğu fikrini yazdığı her kitapta biraz daha kavileştirmekte. Suskunlar ise onun tahayyül ve tefekkür ölçeği en derin romanı olmalı.
Bu noktada kendimi dizginlemeliyim. Zira kitabın içeriğinden haddinden fazla bahsederek okuyacak olanların zevkini baltalamak istemiyorum. Fakat elimizde takdire şayan bir roman olduğu da muhakkak. Bir yandan Anar'dan alışık olduğumuz üzere, okuyucusunu zarif tasvirlerle İstanbul'un daha çok Konstantiniyye diye bilindiği zamanlarda, onun debdebeli veyahut metruk muhitlerinde gezdirirken, diğer yandan her biri ayrı bir âlem olan mûsikî üstâdı karakterlerinin etrafında mistik ve esrarengiz bir hikâye anlatıyor.
devamı >>
"Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öylese varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum."
devamı >>
Günlük hayatta vay be, adamın cep telefonunun kamerası 2.0 MP ya da bende bir makine var 12 MP gibi sözler duyarız ve vay be, teknoloji nerelere kadar geldi deriz. Hatta bazen ya bu kamera benim gözümle gördüğümden de net çıkarıyor görüntüleri dediğimiz bile olur. İşin aslını yapılan araştırmalar gösteriyor ve vücudumuzun günümüz teknolojisinin ne kadar ilerisinde olduğunu ortaya koyuyor.
devamı >>
Karadeniz müziği, Anadolu Rock, nitelikli müziğe inanlar, önemli bir ismi en verimli olabileceği dönemde yitirdi. Otuz üç yaşındaydı Koyuncu; yıllardır müziğin içinde olmasına karşın 2000'li yıllarda Gülbeyaz, Sultan Makamı gibi televizyon dizilerine yazdığı müziklerle ünlenmişti.
Karadeniz'in hırçın çocuğu diyorlardı ona; demokrasi adına atılan bir çok adımda müziğiyle, fikirleriyle yer alıyor; Fırtına Deresi'ne yapılacak santrali protestodan, insan hakları ihlallerine karşı çıkmaya kadar bir dolu etkinliğe destek veriyordu.
Müzikte de, birkaç halk müziği sanatçısının tekelinde kalmış Karadeniz bölgesinin müziğini, evrensel normlarda yayımlamayı deneyerek, önemli çıkış yapmıştı.
devamı >>
[1] [2] [3]